Roma’nın ilk imparatoru Augustus zamanında bir ticaret ve kültür şehri olarak önemi iyiden iyiye artmaya başlayan antik çağın liman metropolü ve başkenti için, Türkiye’nin en önemli antik şehir kalıntısı desek abartmış olmayız. Öyle ki, muazzam mimari yapılarından, inanılmaz hikayelerine ve yetiştirdiği dönemin önemli devlet adamı ve filozoflarına kadar gerçekten dünya üzerinde bile eşine az rastlanabilecek bir antik şehir Efes ve şanslıyız ki bizim ülkemizde bu güzellik. Efes antik kenti öylesine büyük ki 1893’te Abdulhamid zamanında başlayan kazılarla bugüne kadar henüz ortaya çıkartılan yüzde yirmilik bölümünü hakkıyla gezmek için bile an az 3-4 saatinizi ayırmanız gerekiyor.

Apasa’dan Efes’e…

Efese ilk yerleşim tarihi çok çok eskilere, neredeyse M.Ö. 7000 li yıllara dayanıyor ama şehrin isminin savaşçı Amazon kadınların M.Ö. 2000’lerde kurmuş olduğu Arzava(Ormanlar Yurdu) krallığının şehri olan Apasa’dan geldiği düşünülmekte. İlk dönemleri biraz karanlık ama yerli halk burada hep varolmuş ve çevreden gelen akınlarla ya da göçlerle şehir kimi zaman büyümüş kimi zaman küçülmüş ta ki şehrin en önemli özelliği olan limanının kullanışsız hale gelmesine kadar. Bu liman menderes nehrinin suyuyla oluşturulmuş ve denizle bağlantılı yapay bir liman ve zamanla nehrin taşıdığı alüvyonlarla dolmaya başlayarak Efes’in ticari gücünün zayıflamasına sebep olmuş. Efes’in ticari gücü azaldıkça siyasal gücü de azalarak başkentliğini İstanbula kaptırmış ve sonrasındaki süreçte doğal etkenlerle de birlikte hızlı bir şekilde çöküşe geçmiş.

Depremler Ülkesi İyonya

Efes’in yıkılmasına neden olan doğal etkenlerin en önemlisi tabi ki deniz ve depremler tanrısı Poseidon’dan kaynaklandığını düşündükleri bölgedeki depremler. 3. yy’da büyük bir deprem yaşıyor şehir ve yerle bir oluyor ama toparlıyor kısa zamanda. Depremleri yarattığı düşünülen Zeus’un kardeşi Poseidon’un, aslında bir deniz tanrısı olmasına rağmen depremleri ve fırtınaları da yönettiğine, elindeki üç dişli tridenti ile yere vurduğunda depremleri ve denizin üzerindeki kara bulutları oluşturduğuna inanılıyor. Bu yüzden en önemli tanrılarından pagan Romanın. Bu bölgede Poseidon’un simgelerinden üç başlı mızrağı ve yunusu gördüğünüzde anlayın ki o yapının depremden korunması için nazarlık yerine orada bulunuyorlar.

Bölge oldukça aktif olan Batı Anadolu Fay kırığı üzerinde bulunduğu için birçok antik şehir gibi Efes de depremlerden ömrü boyunca çok etkilenmiş, bu durumun tek avantajı ise sıcak ve soğuk su kaynaklarının fay hattından dolayı bol olması ve bu bölgeye şehirlerin kurulmasını kolaylaştırması. Hatta Efes’e oldukça yakın olan Didim’deki Apollon tapınağının kurulması da yine bu fay hatlarının sayesinde olmuş. Ayrıntılarını antik çağın en önemli üç tapınağından biri olan Apollon Tapınağı hakkındaki Geleceğinizi Söyleyen Tapınak videomuzda bulabilirsiniz.

Dini İnançlar

MS 60 lı yıllarda Aziz Pavlus’un verdiği vaazlar ve misyonerlik çalışmalarıyla Efes yavaştan hıristiyanlık inancının etkisi altına giriyor ta ki 380’lerde Theodosius’un dayatmalarıyla Katolik inancını benimsemek zorunda kalana kadar. Katolik dayatmasına kadar, pagan inancı halk arasındaki en yaygın din, en önemli tanrıçaları ise bereket, avcılık, doğum, salgın hastalık, su ve bunlarla bağlantılı olarak ay tanrıçası olan Apollon’un kız kardeşi Artemis. Bölgede en çok saygı duyulan tanrıça olan Artemis’in etkisiyle kadına çok önem verilmiş. Hatta kadının hayatın en ortasında olduğunu, adeta kilit taşı gibi ortadan çekildiğinde herşeyin dağılacağını anlatmak için bazı yapıların kemerlerindeki kilit taşlarına, kadın figürleri kazınarak bir taraftan Artemis, bir taraftan da kadınlar yüceltilmiş. Özellikleri sonraki dönemlerde Meryem Anaya aktarılan Efes bölgesinin kıymetli anatanrıçası Artemisi, Efes Müzesindeki Artemis heykelleri üzerinden anlattığımız Artemis videomuz için tıklayabilirsiniz.

Hıristiyanlığın en önemli karakterlerinden birinin Meryem Ana olması, ana tanrıça kültünün etkili olduğu bu bölgedeki insanların Hıristiyanlığa geçişini hızlandırırken, İznik konsülünde teslisin kabul edilmesi, zaten içinde kutsal üçleme kavramının olduğu pagan inancına sahip insanların Hıristiyanlığı benimsemelerini çok daha kolaylaştırmış ve şehre bu tarihlerden sonra birçok kilise yapılmaya başlanmış. Bunlardan en önemlisiyse Havari Yuhanna tarafından buraya getirilen Meryem’in ölüp cennete alınana kadar yaşadığına inanılan Bülbül Dağındaki Meryem Ana kilisesi. Aslında bu kilisede Meryem Ana’nın yaşadığına dair herhangi bir kanıt yok sadece 19 yy’da yaşamış bir katolik rahibenin görülerine, yani rüyalarında gördüğü şeylere dayanarak buranın Meryem Ana’nın evi olduğu düşünülüyor. Katolik mezhebinde bu görülere önem verildiği için rahibenin görüleriyle bulunan kilisenin Meryem’in ölene kadar yaşadığı ev olduğu kabul ediliyor ve burası katolik mezhebi için hac mekanı haline geliyor. Meryem’in de bu dağda gömülü olduğuna inanılıyor bu arada.

Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde Tarsuslu Saul olarak bilinen ve kendisini Hıristiyanlığı yok etmeye adayan ancak sonraki dönemlerde de tam tersine Hıristiyanlığın Avrupa’ya yayılmasını sağlayacak kadar önemli bir havari olan Pavlus, bölgenin Hıristiyanlaştırılması için birkaç sene Efes’te kalarak Efes’in görkemli tiyatrosunda verdiği vaazlarla halkı Hıristiyanlığa davet ediyor. Ama gerek Artemis heykelciklerinin satışından iyi gelir sağlayan tüccar ve kuyumcuların yeni dinden rahatsız olmaları, gerekse halkın eski dinini terketmek istememeleri nedeniyle Pavlus verdiği son vaazda “Efes’in Artemisi Yücedir” diye öfkeyle bağıran halk tarafından Efesten kovuluyor.

Efes’in Artemisi

Bölgenin zenginleşmesindeki en önemli etkenlerden biri tanrıça Artemis ve tanrıçaya adanmış olan Artemis tapınağı. Şöyle ki; çevre ülkelerden dini ritüellerini yerine getirmek ve hacı olmak için gelen paganlar bölgeye önemli bir gelir kaynağı olmuşlar. Sadece Artemis heykellerinden bile büyük zenginlikler elde etmiş Efes’in kuyumcuları. Tabi bölgede hıristiyanlık etkileri artmaya başlayınca da en çok gürültüyü bu tayfa çıkartmış.

Roma mitolojisindeki karşılığı Diana olan ve kendisi için M.Ö. 500 lü yıllarda antik çağın 7 harikasından biri sayılan Artemis tapınağı inşa edilen ay, bereket, avcılık gibi birçok şeyin tanrıçası ve Apollon’un ikiz kardeşi Artemis yüzyıllar boyunca bölgenin en önemli dini karakteri olmuş. Aynı zamanda kredi veren bir banka olarak da hizmet veren Artemis’in tapınağı ise bölgeye birçok uzak ülkeden hacı olmak isteyen misafirlerini ağırlamış ve bölgenin ticari olarak zenginleşmesine büyük katkı sağlamış. Artemisle ilgili söyleyecek o kadar çok şey var ki Efes müzesindeki Güzel Artemis ve Büyük Artemis’in gizemlerini anlattığımız videomuzu buradan izleyebilirsiniz.

Efes’in Hazin Sonu

Yüzyıllar boyunca depremlerle defalarca yerle bir olan ancak tekrar ayaklanan Efes, M.S. 10. yy’da antik çağın metropolü Efese ait limanın Menderes nehrinin getirdiği alüvyonlarla dolması nedeniyle denizle bağlantısı kesilen şehir yavaş yavaş gücünü kaybetmeye başlamış ve depremlerden korunmak için Ayasuluk tepesine doğru çekilen şehir denizden gitgide uzaklaşarak zamanla sadece evsizlerin yaşadığı bir yer haline gelerek 14. yy’da bölgeye gelen Aydınoğulları tarafından ele geçirilmiş. Aydınoğulları tarafından Ayasuluk ismiyle beylik merkezi olarak kullanılan bölge, Osmanlı döneminde de aynı isimle kullanıldıktan sonra İttihat ve Terakki tarafından günümüze kadar gelen Selçuk’a çevrilir.

Efes Antik Kenti’nin Gezilecek Yerleri

Efesi gezmeye başlamadan önce iki girişinin olduğunu söylemekte fayda var şöyle ki ilk giriş Celsus kütüphanesine yakın olan giriş ve buradan girerseniz öncelikle Liman Caddesi, Büyük Tiyatro ve Celsus kütüphanesi şeklinde Kuretler caddesinden yukarı doğru çıkarak ilerliyorsunuz hafif bir rampada. Ama yukarıdan başlarsanız ilk girişteki yerler çok gösterişli olmasa da daha rahat bir rota ve aşağıya doğru inerken Celsus kütüphanesinin muazzam manzarası eşliğinde şehri keşfediyorsunuz.

1. Liman Caddesi

Geceleri kandillerle aydınlatılan görkemli günlerinden eser kalmasa da…

Efes’in yapay limanına bağlanan bu cadde aşağı kapıdan girdiğinizde ilk karşılaşacağınız ve anti çağda deniz yoluyla Efes’e gelenlerin şehire giriş yaptığı oldukça geniş bir cadde. Etrafındaysa şehre yeni gelenlere temizlenmeleri için adeta bir hediye gibi sunulan hamam ve şehrin en kalabalık yeri olan pazar meydanı yani agora var. Cadde geceleri kandillerle aydınlatılıyormuş ki kimbilir nasıl güzel bir görünütüsü vardı. Şu an belli bir yere kadar ilerleyebiliyorsunuz caddede, limanın olduğu yerlerdeyse şu an zeytin bahçeleri var tabi. Diğer tarafına doğru ilerlerlediğnizdeyse caddenin büyük tiyatroyla karşılaşıyorsunuz. Büyük tiyatro denmesinin sebebi şehirde iki tane tiyatro var aslında diğeri tiyatro olmasa da anfi şeklinde olduğu için ona da küçük tiyatro deniyor. Oraya daha sonra geleceğiz.

2. Büyük Tiyatro

Bölgede hıristiyanlığı verdiği vaazlarla yaymaya çalışan Aziz Pavlusun, “Efes’in Artemis’i Uludur” nidaları eşliğinde şehirden kovulduğu ve yaklaşık 25.000 kişiye ev sahipliği yapabilen büyük tiyatro Liman Caddesinin hemen bitiminde sizi karşılıyor, şehire limandan giriş yapanlara azametini göstermek istercesine. Gladyatör dövüşlerinin ve Dionysos şenlikleri gibi birçok şenlik ve festivalin yapıldığı bu görkemli tiyatro, sahnedekilerin seslerini en yukarıda oturanlara bile taşıyabilmek için ağırlıklı olarak esen rüzgarın yönüne kadar birçok şey düşünülerek yapılmış. Tiyatronun kapasitesinden de, şehride zamanında yaklaşık olarak 10 katı kadar yani 250.000 kişinin yaşadığı düşünülüyor. Bu genelde yapılan bir hesap yani antik bir kentin nüfusunu bulmak istiyorsanız tiyatro kapasitesini 10 çarpmanız gerekiyor yaklaşık olarak nüfusa ulaşabilmek için.

3. Mermer Yol ve Dünyanın İlk Reklamı

Neyse ki korumayı akıl etmişiz…

Bu yol dini törenler sırasında kutsal alayaların geçit yaptığı ve arabalar tarafından da kullanılan anayollardan biri ve dikkat çeken bir başka özelliği de yayalar için düşünülmüş olan yolun kenarındaki kaldırım. Ama bu yolun en çarpıcı yanıysa Büyük Tiyatrodan çıkıp Celsus kütüphanesine doğru giden mermer yolun sağ tarafında sizi bekliyor olan dünyanın ilk reklamı. Artemis başı, bir kalp ve sol ayak izi kabartmasından oluşan bu reklam şehre uzun yollardan gelen denizcilere sol tarafı takip ederseniz kalbinizi mutlu edecek bir kadın sizi bekliyor olacak diyor. Yani şehrin aşk evine yönlendiriyor bu reklam Efes’e ilk kez gelenleri. Bu aşk evinin yine şehrin girişinde bulunan skolastik hamamıyla Celsus kütüphanesine gizli bir geçitle bağlantılı olduğu da söyleniyor.

4. Ve Celsus Kütüphanesi…

Agora’nın yani açık hava pazarının hemen yanında, M.S. 100’lü yıllarda C. Julius Aquila tarafından babası Asya Prokonsülü yani valisinin adına inşa edilmiş bu muhteşem yapının en önemli özelliklerinden biri dışarıdan 2 katlı gibi görünürken aslında 3 katlı bir yapı olması. Kütüphanenin 2 katlı ve muhteşem görünümlü ön cephesini orjinalleri malesef Viyana müzesinde bulunan olan dört kadın heykeli süslüyor. Sophia(Bilgelik), Episteme(Bilgi), Ennoia(Zeka) ve Arete(Erdem) olmak üzere Celsus’un dört erdemini temsilen konulmuş bu heykeller.

14.000 el yazması papirüs ve parşömene ev sahipliği yaparak İskenderiye ve Bergama kütüphanelerinden sonra antik çağın 3. büyük kütüphanesi olarak anılan ve Herakleitos gibi düşünürlerin yetişmesini sağlamış olan bu yapı, bir anlamda Efes halkının bilgiye ve felsefeye verdiği değeri yüzyıllar ötesine taşıyor ama biz bu muazzam alanı birkaç sene önce 30.000 liraya düğün yapanlara kiraya verme gafletine düşmüştük! Neyse ki bu hatadan çabuk dönüldü… Büyük Tiyatroya 70.000 Tl fiyat biçilmiş o zamanlar.

Celsus kütüphanesinin önemli bir özelliği de aynı zamanda Heroon yani bir anıt mezarı içinde bulundurması. Adına bu kütüphanenin yapıldığı kişinin yani Celsus’un mezarı. Nasıl bir karakterdi bu arkadaş gerçekten merak ediyor insan…

5. Yamaçevler

Kentin en zenginlerinin yaşadığı bu evler, günümüze kadar neredeyse hiç bozulmadan gelebilmişler ve gerçekten inanılmaz güzellikte her biri. Evlerdeki mozaik ve duvar süslemeleri gibi estetik unsurların yanı sıra 2500 yıl önce bu evlerde kalorifer ve kanalizasyon sisteminin olmasına insanın inanası gelmiyor ama gerçekten yapmışlar arkadaşlar. Bu güzel evleri ya da daha doğru bir tabirle zamanın villalarını görmek için müze kart yetersiz kalıyor malesef . 2020 itibarı ile kişibaşı 45 TL ödeyerek bu muhteşem güzellikteki mahalleyi gezebiliyorsunuz.

Yamaçevlerin kazıları Avusturya tarafından yürütülmüş bugüne kadar ve yazın sıcağında bile rahatça gezmenizi sağlayacak şekilde üstü büyük bir çatıyla kapatılmış dış etkenlerden zarar görmemesi için. Tabi yine Avusturya tarafından. İlginç! Yamaçevlerin girişi Kuretler Caddesinin başlangıcında hemen. Yamaçevlerini gezip turunuzu yukarıda tamamladıktan sonra Mermer Cadde manzaralı bir yoldan aşağıya doğru inerek, tekrar Kuretler Caddesine bağlanıyosunuz. Ve Kuretler Caddesinden gezimize devam edebiliriz.

6. Kuretler Caddesi

Celsus kütüphanesinden şehri ikiye bölen Herakles kapısına kadar yol üzerinde muhteşem yapılarıyla yukarı doğru hafif bir rampayla uzanan Kuretler caddesi şehrin en önemli ve kalabalık caddesiydi muhtemelen. Bu caddenin altında caddenin çevresindeki ev ve dükkanların atıklarını taşıyan oldukça geniş bir kanalizasyon sistemi bulunuyormuş. Caddenin üzerinde evinde su tesisatı olmayan halkın su içebildiği Trajan Çeşmesi ve Roma’nın gezgin imparatoru Hadrianus adına yapılan Hadrianus Tapınağı gibi Efes’in ikonik yerlerini görebiliyorsunuz.

7. Hadrian Tapınağı

Roma imparatorluğunu birleştiren ve güçlendiren ve halk tarafından çoks evilen imparator Hadrian adına yapılan bu tapınağın en önemli özelliği, girişteki kemerinin kilit taşında muhtmelen Artemis’i tasvir eden bir kadın figürünün bulunması. Ana tanrıça kültünün çok önemli olduğu Efes bölgesinde bu figür kilit taşına kadına verilen değeri ifade ediyor bir anlamda. Kilit taşı alındığında kemer nasıl dağılırsa, kadının da hayattan çekildiğinde hayatın dağılacağını anlatmaya çalışmış arkadaşlar. 2500 yılda çok ilerlemişiz gerçekten!

8. Herakles Kapısı

Şehri tam ortadan ikiye bölen Herakles kapısı aslında bizim Herkül olarak bildiğimiz kahraman adına yapılmış. Herakles çok güçlü olmasının yanında çok duygusal, gemiyle giderken gemiye çarpan dalgalarla kavga edecek kadar saf ve elinin çarpması sonucu küçük bir çocuğu öldürecek kadar da sakar bir kahraman. Şehrin tam ortasındaki bu kapıda elinde öldürdüğü aslanın postuyla tasvir edilen Heraklesin heykelinin neden buraya yapıldığını ve aslanın hikayesini başka bir yazıya bırakalım. Tabi bir de ailesini katletme hikayesi var ki o da ayrı bir saftirikliği Heraklesin.

9. Nike Rölyefi

Roma mitolojisinin Victoriası, Antik Yunan’ın zafer tanrıçası Nike Efes’te Herakles kapısının hemen sonrasında sağ tarafta bir elinde defneden bir çelenk, bir elinde de palmiye dalıyla kanatlarını açmış sizi bekliyor. Çok hızlı koşma ve uçma yeteneğine sahip Antik Yunan’ın zafer tanrıçası Nike günümüzde de ünlü Nike markasının ismini aldığı tanrıça aynı zamanda. Kanatlarının Nike markasının logosuyla benzerliğini görünce hemen farkedeceksiniz.

10. Asklepion Binası

Aslında Asklepiusa ait olup olmadığı çok net olmayan bu yapıyı Nike heykelinin karşı çaprazında görebilirsiniz. Yapının dışındaki bir kaidede Asklepiusa ait olan birbirine dolanmış yılanların olması buranın muhtemelen tıp merkezi ya da onun gibi bir şey olarak kullanılmış olabileceğini düşünülüyor. Asklepius’un yılanlarının bugün tıbbın simgesi haline gelmiş olan Caduseus’a dönüştüğünü farketmişsinizdir. Yılan Derisini her sene değiştirdiği için ölümsüzlüğü bulan hayvan olarak düşünülmüş mitolojilerde. Ölümsüz olduğu için de her şeyin bilgisine sahip olduğuna inanılmış. Adem-Havva-Yılan hikayesinde de yılan Havva’ya gelir ve ölümsüzlüğün bilgisinin elma ağacında olduğunu fısıldar! Daha çok girmeyelim…

11. Odeon

Asklepius’un binasından sol tarafa doğru ilerlediğinizde, üst girişe yakın bir yerde Odeon’u yani Efes’in ikinci anfisini bulacaksınız. Burası Büyük Tiyatro’ya nazaran çok çok daha küçük, çünkü daha çok belediye toplantılarının yapıldığı meclis binası olarak kullanılmış burası. Buranın en öenmli özelliği ise şehirin kalantorlarını toplantılarda hava şartlarından korumak için üstünün tahta sundurmalarla kapatılmış olması. Sahnenin üst kısmının kapatılmış olduğunu ise sahnede yağmur sularının tahliye edilmesi için oluklar ya da giderler olmamasından tahmin ediyorlar.

Efes Nerede ve Giriş Ücreti

Efesi aşağıdaki haritadan rahatlıkla bulabilirsiniz,. Selçuğa geldikten sonra tabelaları takip ederek de Efes’e ulaşmanız çok kolay. Efes’e giriş ise Müze Kartla mümkün yoksa 100 TL vermeniz gerekiyor. Ancak Efes’in içinde bulunan Yamaçevlere Müze Kart’la giremiyorsunuz. 2020 itibarı ile 45 TL kişi başı ücret ödemek gerekiyor ama bu paraya değer göreceğiniz şeyler.

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.