
Nakuru Gölü
Masai Mara’daki 3 günlük safarimizden sonra Afrika’da 4. günümüzde Nakuru gölüne doğru yeni bir maceraya başlıyorduk. Nakuru’da 1 gecelik bir planlama yapmıştık yeterli olacağını düşündüğümüz için ancak Masai Mara’dan Nakuru’ya yaklaşık 7 saat sürdüğü için günün çoğu malesef yolda geçti. Aslında Kenya’da yolda olmak sorun değil hatta ayrı bir güzellik çünkü yolda geçtiğiniz kasaba ve şehirlerin manzaraları ve gördüğünüz insanlar yolun uzunluğunu unutturuyor.

Saat 4 civarı Nakuru’ya varmıştık ve otele giriş yapıp hemen göle doğru yola çıktık. İlk günün çoğunun yolda geçmesinden dolayı ve gölün huzurunu ve zengin habitatını gördükten sonra Nakuru’ya iki gün planlanması gerektiğini anlamıştık ama bir gün orada kalmak bile çok iyi geldi bize. Eğer şanslıysanız Nakuru’da binlerce flamingoyu aynı anda görme şansınız var ancak biz malesef flamingoları göremedik ama o kadar çok kuş türü var ki onları izlemek flamingoları görmemeyi telafi etti.
Nakuru ve Naivasha Büyük Rift vadisi üzerinde 1700 metre yükseklikte, ve binlerce kilometre uzanan vadinin bio zenginliğinden fazlasıyla payını almış iki orta büyüklükte göl. Sadece Kenya’da bulunan hemen hemen tüm vahşi hayvan türleri değil, iki gölün de Kenya’nın diğer yerlerinde göremeyeceğiniz büyük ağaçlar ve farklı türlerden oluşan bitki florası gölleri görmeye değer kılıyor. Ağaçlar gerçekten çok büyük ve o büyük dallarda yine şansınız varsa bir leopar ya da aslan görebilmek muhteşem olacaktır ki bizim bu konuda da malesef şansımız yoktu. Ama en azından gergedanı da görerek büyük 5’limizi tamamlamış olduk Nakuru’da.
Güneşin batmasının hemen ardından otel odamıza geri dönmüştük sıtma riskinden dolayı. Aslında Nakuru sıtma riski için oldukça yüksek bir irtifada ama gölün varlığı sivrisineklerin nüfusunu baya artırmış, güneş batmadan bile arada musallat olanlar olmuştu. Zaten şoförümüz de sıtma riskinden dolayı tedirgin olmuştu bizim adımıza. Bu arada ona şimdiye kadar hiç sıtma kapıp kapmadığını sorduk tabi ki ve birkaç kere kapmış olduğunu ama Kenya’da sıtma için iyi bir tedavi protokollerinin olduğunu ve tamamen iyileşildiğini söyledi,peki bize yetti mi bu rahatlatma ? tabi ki hayır. Çünkü sıtma bildiğimiz kadarıyla karaciğere yerleştiğinde tamamen tedavi edilmesi mümkün olmayan bir paraziter hastalık. O yüzden en çok ciddiye alınması gereken mevzulardan Afrika’da bulunduğunuz süre boyuca ilaçları düzenli içmeyi ve güneş battıktan sonra DEET içerikli güçlü sinek kovucuları kullanmayı unutmamak gerek.

Naivasha Gölü
Aslında Naivasha gölünü ziyaret etmek planımızda yoktu ama Nakuru’yu gördükten sonra onun yakınlarında ikinci bir gölü görmenin güzel olacağını düşündük ve haklıymışız, iyi ki dahil etmişiz. Naivasha gölü Nairobi ile Nakuru gölü arasında kalıyor ama biz Amboseli’ye gitmek için Nakuru’dan dönerken sabah uğradık ve muhtemelen sabah olduğu için göl kuşlar açısından çok oldukça hareketliydi. Naivasha’da kiralanabilen küçük botlar var ve gölün büyük bir kısmını bu botlarla gezebiliyorsunuz, Naivasha’nın hatta Kenya macerasının en güzel yanlarından biri de buydu bizim için, mutlaka yapılmalı. Bot seçim konusunda baya şanslıymışız ki 10 dakika sonra büyük bir hipopotam ailesine yaklaşırken motor durdu ve bir 5-10 dakika kadar çalışmadı. Neyse ki hipopotamlar geceleri beslenmek için geziyor, gündüzleriyse suyun içinde uyuyarak geçiriyorlar. Dışarıdan bakıldığında çok uysal ve yavaş hareket ediyor gibi görünen hipopotamlar Afrika’da en çok insan ölümüne neden olan hayvanlardan biri, o yüzden ucuz atlatmış sayılırız Naivasha gezisini.

Hipopotamlara yaklaşmak kadar heyecan hatta korku verici olmasa da Balık Kartalını, yüzeydeki balığı yakalamak için gölün yüzeyine yaklaşması ve göz açıp kapayana kadar balığı sudan alması gerçekten görülmeye değerdi. Gölün etrafındaki yüksek ağaçların tepeleri Balık Kartallarıyla dolu ve muhtemelen hepsi sabah avlarını yapmışlar ve yediklerini sindiriyorlar ama göle balık atılıp tekneyi kullanan tarafından çalınan düdük sesini duyunca tabi ki yine dayanamıyorlar ve göle doğru bir dalış gerçekleştiriyorlar yükseklerden Ağacın tepesinden kalkıp göle dalış yapması ve balığı gölden alıp ağaca tekrar geri dönmesiyle Balık Kartallarını izlemenin her anı muhteşemdi ve Nakuru tarafına gidildiği takdirde kesinlikle atlanmaması gerek bize göre. Bu arada Balık Kartalları adından da anlaşılacağı üzere temel olarak balıkla besleniyorlar ama gözlerine kestirdikleri flamingolara bile daldıkları oluyormuş.

Teknemizin kaptanı balıkları ve düdüğüyle Balık Kartallarını çekmek için baya bir uğraş verdikten sonra bir tanesini kandırabildi ve gerçekten güzel kareler yakalayabildim sayesinde.
Naivasha gölü etrafında hemen kıyıya yakın olarak kurulmuş konaklama tesisleri var ve hepsi çok huzurlu görünüyor ama tabi geceleri sivrisineklerin rahat vermeyeceğinden emin olabilirsiniz ama yine de tüm önlemler alınarak kalınabilecek güzelliktelerdi. Hele gece hipopotamların beslenmelerini izleme ihtimalini düşünürsek mümkünse mutlaka kalmak gerekir diye düşünüyoruz ama tabi imkanlar bazen el vermiyor.

Yorum Yazın