Seyşeller! Küresel ısınmadan dolayı zarar görmüş olsa da eşsiz deniz mercanları, turkuaz renkte denizi, cennet gibi plajları, tropik ağaçlarla kaplı yüksek tepeleri ve gerçeküstü kayalarıyla hint okyanusunun kalbine inci gibi dağılmış ve hiç ayrılmak istemeyeceğiniz bir cennet parçası.
Kenyadaki 8 günlük yorucu Afrika Safarimizden ve Nairobiden Prasline neredeyse 40saat süren yolculuğumuzdan sonra (sebebi aşağıda:) ) bir hafta dinlenmek için sonunda Seyşel adalarına ulaşmıştık. Seyşel adalarını safariden sonra biraz dinleniriz diye planlamıştık ama tabi yerimizde yine pek duramadık ve bir hafta boyunca adanın cennet plajlarının mümkün olduğunca çoğunu keşfetmek için her günü bir yere ayırarak yine yorucu ama yorucu olduğundan daha da güzel bir Seyşeller gezisi gerçekleştirdik.
Seyşeller inanılmaz güzellikte plajlara ve daha bir çok doğa güzelliğine sahip, mercanlar gibi. Gezi planımızda Mahe adasındaki Victoria’dan yapılan günü birlik cam tabanlı bot turu da vardı ama malesef mercanların büyük bir kısmı küresel ısınmadan dolayı bir önceki sene yani 2016’da ciddi şekilde zarar görmüş. Buna rağmen mercanların arasına şnorkelle dalış yapmak ve cam tabanlı botla mercanları yukarıdan izlemek herşeye rağmen çok keyifli bir deneyim oldu bizim için.
Seyşeller bizim için şu ana kadarki en büyüleyici tatil destinasyonu olmasına rağmen ufak bir problemi vardı, pahalılığı. Muhtemelen hayatınızda harcadığınız en çok para Seyşeller adasında olacaktır. Victoria adasında otele gitmek için 80 dolar vermiştik taksiye ki çok fena içimize oturmuştu daha ilk günden. Ada hint okyanusun ortasında ve en yakın kara parçasından binlerce kilometre uzak olduğundan her şey inanılmaz pahalıydı, hatta poşete de ilk defa orada para vermiştik 🙂 (bir de rusyada verdik başka yerde de karşılaşmadık şimdiye kadar) ama tabi her gülün dikeni var diyerek ve gün geçtikçe adanın doğal güzelliklerine aşık oldukça adanın pahalılığına da alışıyorsunuz 🙂



40 Saatlik Yolculuk
Seyşellerden önce gittiğimiz Kenya tüm tehlike ve risklerine rağmen bizi en etkileyen yerlerden biri olmuştu. Kenyadaki safarimizden sonra Seyşellere gitmek için Nairobi Jomo Kenyetta havaalanında Addis Ababa aktarmalı Ethiopia havayollarına ait uçağı bekliyorduk. Nairobi havaalanına öğleden sonra 3 gibi gelmiştik ve Etiyopyaya gidecek olan uçak ertesi gün sabaha karşı 4’teydi. Aslında Amboseli’de bir safari daha yaptıktan sonra sabah 1.00’de havaalanında olmayı planlamıştık, ancak şoförümüz Nairobi’deki ve yoldaki gerilimin arttığını üstüne bir de arabadaki telsizin bozulduğunu ve yolda güvende olabilmek için mümkün olduğunca erken yola çıkmamız gerektiğini söylemişti.
Mecburen son gün sabah safarisini yapamadan erkenden kalktık ve yola koyulduk. Şoförümüz bize Nairobi gecekondu mahallelerinde ve şehir merkezinde yaşanan ayaklanmalarla ilgili haberler olan bir gazete gösterdi, ancak tarihin birkaç gün önce gösterdiğini farketmiştim. Durum biraz şüpheliydi ama yalan söylediğini düşünmek istemiyordum çünkü bizi boşu boşuna tedirgin etmesi anlamsız geliyordu başta ama sonra anlayacaktık vehbini kerrakesini.
Yolun ve şehrin güvenli olmadığını bilmek bizim için çok huzursuz ediciydi ama riski almak ve Nairobi’ye bir şekilde gitmek zorundaydık. Hatta Amboseli’den Nairobi’ye giden küçük uçaklarla gitmeyi bile düşündük ama şöförümüz son dakikada yer bulmanın zor olacağını söyleyip vazgeçirdi. Yola çıktıktan sonra mola verdiğimiz bir yerde ikinci dikkatimi çeken şeyse oradaki yerli halktan birine Nairobi’de ya da yolda durumun nasıl olduğunu sorduğumda adamın hiçbir şeyden haberi yok gibi görünmesiydi ama hala şöförün yalan söyleme ihtimalini pek de düşünmüyorduk. ancak durum gittikçe daha da garipleşiyordu.
Sonunda öğleden sonra 4 gibi yaklaşık 12 saat Etiyopya uçağını beklemek üzere Nairobi’deki Jomo Kenyetta havaalanına vardık ve ilk yaptığım şey gördüğüm ilk polise Kenya’daki durumun ne olduğunu sormak oldu ve polisin verdiği cevap artık bizim şöförün bişeyler çevirmiş olduğunu bize kanıtladı çünkü polis de hiçbir kalkışmanın ya da güvenlik sorununun olmadığını söylüyordu.
Bizim şöför Nairobi’de bizi bıraktıktan sonra Mombasa’ya evine dönecekti ve planımızı takip edersek yani Amboseli’de sabah safarisi yapıp yola çıkarsak ertesi gün sabah evinde olabilecekti . Bu yüzden yolun güvenliği hakkında bize yalan söyleyerek Amboseliden erken çıkmamızı sağlayıp bizi havaalanına bıraktığı günün akşamında belki en fazla 11 ya da 12 gibi Mombasa’daki evine vardı büyük ihtimalle. Bu Kenya’da yaşadığımız en kötü deneyim oldu bizim için ama yine de Afrika maceramız harika anılarla bitmişti. Bu arada tur operatörüne bu durumu söylediğimizde bize daha sonra ödediğimiz paranın bir kısmını geri yolladı. Şöförün akıbetini bilmiyorum.
Sabah saat 7 gibi’te Etiyopyadaki Addis Ababa havalanına indiğimizde turşumuz zaten çıkmıştı bir de üstüne 16 saat daha yolculuk yapacağımızı iyi ki bilmiyorduk 🙂 Saat 10.00 gibi Seyşellere giden Etiyopya Havayolları uçağına 4 saat sürecek Mahe uçuşunu yapmak üzere belki sabahki uçaktan biraz daha uçağa benzeyen bir şeydir diye bindik ama malesef bu uçak da Kenya Etiyopya uçuşunu yaptığımız köy otobüsünden bozma uçaktan çok da farklı değildi. Ethiopia Airlines aslında Star Alliance üyelerinden ama bizim THY’nin gözünü seveyim.

Sonunda Mahe Havaalanındaydık ama yolculuk henüz bitmemişti, dönüş uçağımız Mahe’den olacağı için ve son gün diğer adalardan Mahe’ye geçiş zor olabileceği için Mahe’yi son günlere bırakmıştık. Yaklaşık 20 kişilik küçük bir çift motorlu ve pervaneli uçakla Mahe adasından Praslin adasına geçmek için artık iyice pilimiz bitmiş şekilde Victoria havalanında bekliyorduk ki havaalanının tadını biraz daha çıkartalım diye sağlam bi rüzgarla karışık yağmur başladı, tabi bizim uçuş bi 6 saat kadar ertelendi. Praslin’deki odamıza yola çıkışımızın yaklaşık 40. saatinde vardığımızda Amboseli’den yola çıkıtğımızdan beri uçaklarda ve havaalanı koltuklarında birkaç dakikalık uykular dışında hiç uyumamıştık ama ödülü büyük oldu sonunda Seyşellerdeydik…


Yorum Yazın