
Nakuru ve Naivasha’daki göl safarilerimizden sonra Afrika maceramızın son günleri için Amboseli’ye doğru yola çıktık . Sabahları erken kalkmak ve uzun yolculuklar biraz yormuştu ama Afrika’da yaptığımız gezi ve safari bizim için en muhteşem deneyimdi. Yolumuz üzerindeki Naivasha Gölü’nü ziyaret etmek için yine erken kalktık ve 2 saatlik göl safarimizden sonra Amboseli’ye doğru tekrar yola koyulduk. Nakurudan Amboseliye giderken Nairobi’ye tekrar uğrandığı için Nairobi’deyken göremediğimiz Kibera’yı şehirin girişinde uzaktan da olsa görebildik ama içeri girememek her ne kadar tehlikeli olsa da içimizde kalmıştı . Aslında Kibera’ya dönüşte girmek de düşünülebilirdi ama seçim gerginliği azalmamıştı, hatta artmıştı o güne kadar.

Nakuru’dan Amboseli’ye ulaşmak baya yorucuydu. Kenyadaki 80 km hız sınırı sayesinde Amboseli’ye ulaşmak neredeyse 9 saat sürdü ama güvenli bir şekilde gitmek tabi ki daha önemli, hele az gelişmiş ülkelerde seyahat ederken.
Amboseli’ye yaklaşırken ilk dikkatimizi çeken uçcuz bucaksız düzlüklerin üzerindeki gökyüzünün parça parça yığınlar halinde dağılmış kendine has bulutlarıydı. Muhtemelen Amboseli düzlüğünün genişliğinden dolayı gökyüzünün hiçbir yerde kesintiye uğramadan görülebilmesinden kaynaklanıyor.
Amboselinin diğer yerlerde muhtemelen pek de göremeyeceğiniz başka bir güzelliği de Kilimanjaro dağının çevresindeki alabildiğine geniş bataklıkların içinde otlayan ve muhtemelen sivrisineklerden korunmak için çamura bulanan hayvanları.

Bu arada Kilimanjaro dağı 5800 metre yüksekliğiyle Afrika’nın en yüksek dünyanın da 4. yüksek uyku halindeki yanardağı ve hemen hemen ekvator çizgisinin üzerinde bulunmak gibi bir özelliği de var. Tırmanması çok zor olmamasına rağmen Amboseli’ye tırmananların yarısına yakını parkuru tamamlayamıyormuş yükseklik hastalığından dolayı. Eğer yükseklikle ilgili probleminiz yoksa ve bir hafta civarı vaktiniz de varsa tırmanmak güzel bir macera olabilir Kilimanjaro’ya, yarıyoldan dönme ihtimalini göze alarak tabi.

Lodge’umuza yerleşmeden önce Amboseli’nin giriş kapısından itibaren yaklaşık iki saatlik bir safari turu yaptık ki bütün yol yorgunluğumuzu aldı Amboseli’nin farklı atmosferi. Masai Mara ve Nakuru’dan sanırım en büyük farkı neredeyse hiç dinmeyen rüzgarıydı Amboseli’nin. Tabi doğa olarak da bambaşka bir yer ama rüzgar bazen belki 100 metreye yaklaşan küçük hortumlar yaratacak kadar sürekli ver nerdeyse sert esiyordu. Ama Amboseli tüm doğal güzellikleri ve büyük fil aileleri ile babundan akrebe kadar tüm vahşi hayvanlarıyla çok büyüleyici bir yer. Akrep evet hem de çadırımızda 🙂 neyse ki yatmadan önce çadırın kenarlarını ve yatağın etrafını iyice ilaçladığımız için çadırın kenarında tam da ışığı söndüreceğim yerde sızıp kalmış arkadaş. Görmeseydim ayılıp bizi ziyaret etme ihtimali varmıydı bilmiyorum ama şoförümüze göre büyük ihtimalle sıcak mekan aradığı için kendini yatakta bulabilirmiş birkaç saat sonra. Safarinin tatsız bi tarafı da olsun artık tabi. Önlem alındığı sürece kafaya takılacak bir şey değil börtü böcek meselesi ama önlem almak şart tabi.

Kenya’nın diğer safari bölgelerinde göremeyeceğiniz birçok farklılığıyla Amboseli, barındırdığı vahşi yaşamla çok huzurlu ve dinlendirici bir bölge. Bataklıklara yarılarına kadar batmış büyük fil ailelerini ve çok sıcak değilse ağır ağır gezen büyük aslan ailelerini görmek size her şeyi unutturuyor.


Yorum Yazın