Toros dağlarının arasında 1200 metreye yakın yüksekliğiyle yazın ortasında baharı yaşatan ve dünyada bile eşi benzeri olmayan Salda gölünü bizim gibi bugüne kadar görmediyseniz gerçekten çok şey kaçırmışsınız ve malesef kaçırılan şeyin pek telafisi de yok gibi çünkü artık koruma altında olduğu için gölün en vurucu yeri olan Beyaz Adalar malesef insan erişimine kapalı. Bu yüzden gölün tadını sadece uzaktan izleyerek çıkartabiliyorsunuz. Gerçi insanların kullanabildiği başka sahilleri var Salda’nın ama Beyaz Adalar bölgesinin yanına yaklaşamazlar güzellikte. Yine de böyle bir güzelliği uzaktan da olsa görmek bile insana inanılmaz keyif veriyor.

Salda gölü Burdur ilinin kıymalı tostuyla ünlü Yeşilova ilçesinde bulunuyor. Magnezyum yönünden zengin ve 184 metreyle Türkiye’deki en derin göllerden Salda Gölü. Rakımı oldukça yüksek olduğu için Ege bölgesinde kavrulurken gittiğinizde hele akşam da kalırsanız üşüyebilirsiniz Salda’da ama plaj bölgelerindeki serinliğe de aldanmayın sakın. Kumu beyaz olduğu için güneşten gelen ışınların neredeyse hiç emilmeden yansımasından ötürü ummadığınız kadar yanmış olarak günü bitirebilirsiniz.

Dünya’da Eşi Yok!

Jeobiyokimyasal yani Jeolojik etkenler, iklim ve bir çeşit bakterinin etkileri sonucunda oluşan Salda gölünün beyaz kumlarının geçmişi oldukça eskiye dayanıyor. 3.5 milyar yaşında olduğu tahmin edilen bu eşsiz kumlar Cyanobacteria denen bakterilerin sayesinde oluştuğu için de dünya üzerindeki en eski fosil kalıntıları olarak da kabul ediliyor bilim adamlarınca.

Nasa’nın bile Mars üzerindeki bir çarpma krateriyle mineral bakımından ve jeoloji olarak benzerlik gösterdiği için haber yaptığı Salda gölünü malesef çok da koruyamamışız bugüne kadar. Beyaz Adaların kapanmasına kadar giden süreçte çevre çok fazla kirletilmiş bu güzellik ve gölün hassas dengesinin bozulması insanların gölün çamurlarını vücutlarına sürmesiyle bile hızlanmış. O kadar hassas bir dengeyi korumak için de tabi ki gölün en güzel ve etkileyici bölümü şu an insan erişimine tamamen kapalı sadece uzaktan izleyebiliyorsunuz.

İyi Bir Yüzücü Değilseniz Salda’ya Dikkat!

Her ne kadar yüzmek için insanın içi gitse de Salda gölünün kirlenmesinde etkili olan nedenlerden birisi insanların göle girerek ya da çamurunu orasına burasına sürerek bıraktığı mikro atıklar. Bu yüzden de Salda’yı korumak amacıyla Beyaz Adalar bölgesinin yüzmeye hatta sahilde yürümeye bile tamamen kapatıldığından bahsetmiştik. Hem bu sebeple hem de Doğan Baba Plajı ya da Tabiat Parkı gibi yüzmeye izin verilen bölgelerde gölün genel olarak yüzme açısından tehlikeli olduğu söylendiği için kendinize çok güvenmiyorsanız yüzme işini başka yerlere saklamanızı tavsiye ederiz. İyi yüzme biliyorsanız sorun olmayabilir ama yine de temkinli olmakta fayda var çünkü özellikle bazı bölgeleri gerçekten yürümekte bile zorlanacağınız kadar balçık kıvamında ve ne kadar iyi yüzseniz de balçığa batarsanız başınıza iş açabilirsiniz bilginiz olsun.

Salda’ya Ne Zaman Gidilir

Tabi ki Salda geziniz muhtemelen günü birlik olacağı için Salda’ya istediğiniz zaman gidebilirsiniz ancak Salda gölünü Maldivler etkisiyle görebilmek biraz şansa bağlı gibi görünüyor. Biz gittiğimizde en uygun zamanlardan olan temmuzun ortalarıydı ama göl rüzgardan dolayı açık deniz gibi dalgalıydı. Aşırı rüzgar ve göldeki dalgalar keyfimizi kaçırmadı değil. Gitmeden önce hava durumuna bakarak gezinizi rüzgarsız ve güneşli bir güne denk getirebilirseniz daha keyifli ve dingin manzaralarla gününüzü geçirebilirsiniz.

Nerede Kalınır

Salda gölünün çevresinde kalabileceğiniz otel, apart ya da tercih ediyorsanız çadır kurabileceğiniz kamp alanları mevcut ama eskiden olduğu kadar rahat bir şekilde istediğiniz yere çadır atamıyorsunuz bilginiz olsun. Biz gittiğimizde Tabiat Parkının yakınında çadır kamp alanı ve Doğanbaba plajında da çadır kuranlar vardı ama Doğanbaba’daki çadırların kurulduğu bölge pek kamp alanına benzemiyordu açıkçası, risk alarak kurulmuş olabilirler. Ama gölün çevresinde daha doğrusu Yeşilovadan Doğanbaba plajına kadar olan bölgede ve Yeşilova ilçesinde kalınabilecek birçok yer bulabilirsiniz. Airbnb’de tercih edilebilir bu arada.

Beyaz Adalar Bölgesi

Aracınızı Beyaz Adalar bölgesinin oldukça uzak bir bölgesindeki park yerine bıraktıktan sonra kıyıya ulaşım Gara Tren adında küçük bir tren ya da golf araçlarıyla sağlanıyor. Araç etkinliğinin gölün yakınlarında olmaması ve gölü kirletmemesi için düşünülmüş güzel bir önlem. Salda’nın en güzel ama en erişilmez bölgesi Beyaz adalar bölgesi bizce en son görülmesi gereken yer olabilir çünkü bu bölgeyi gördükten sonra diğer yerler pek kesmiyor açıkçası.

Bembeyaz kumları ve biz gittiğimizde dalgalı da olsa çivit mavisi su rengiyle gerçeküstü bir yer. Bu bölgeye Beyaz Adalar denmesinin sebebiyse sular çekildiğinde ortaya çıkan ve ada şeklinde birkaç küçük beyaz kara parçasından oluşan bölge. Beyaz Adalar gölün en görkemli yeri olduğu ve doğal olarak insanlar tarafından da daha çok ziyaret edildiği için bugüne kadar çok fazla kirletilmiş ve şu an önlem olarak daha önce bahsettiğimiz gibi insan erişimine tamamen kapalı. Sahile insanların girmesine izin verilmiyor sadece sahilin uzak bir bölgesine yapılan seyir terasından Beyaz Adalar bölgesinin tadını çıkartabiliyorsunuz ama o bile gerçekten görmeye değer.

Doğan Baba Plajı

Beyaz Adalar bölgesi her ne kadar gölün en görülesi yeri olsa da Salda’nın diğer kıyıları da görülmeye ve Beyaz Adalar’dan farklı ve artı olarak deneyimlemeye değer yerler.

Doğanbabaya Giriş Ücretsiz

Doğan Baba Plajı ise bunlardan bir tanesi ve eğer hem bedava hem de Salda olsun diyorsanız tam size göre. Plajı çok iç açıcı olmasa da diğer yerlere göre hem biraz daha sakin hem de hemen arka tarafta bulunan birkaç tesisiyle ziyaret edilebilir bir bölge Doğan Baba Plajı. Ama buranın en güzel tarafı sanıyoruz ki gelirken yolda karşılaşacağınız Salda Gölü manzaraları. Plajın neredeyse tamamen balçık kıvamında olması insanların yuvarlana yuvarlana girip çıkmasına sebep oluyor ki az önce bahsettiğimiz tehlike burada biraz daha fazla gibi yüzme konusunda.

Tabiat Parkı

Arkadaki Kayalıklara Dikkat!

Yine Beyaz Adalar kadar güzel olmadığını hatırlatarak başlayalım Tabiat parkına ama Doğan Baba plajına göre de oldukça güzel ve daha temiz. Geniş bir plajı var Tabiat Parkının ve kumları da Doğan Baba’ya göre daha temiz ve beyaz görünüyor. Bu bölgede su hemen derinleşmediği ve kıyıda balçık olmadığı için suya girmek daha güvenli. Bu yüzden denize giren ve güneşlenen insan yoğunluğu burada giriş ücretli de olsa baya fazla . Girişte cüzi bir ücret alıyorlar ama verdiğiniz paraya da değiyor. Plajın hemen arakasında yine soyunma kabinleri, tuvalet ve duş alma yerleri ile piknik yapılabilecek masalar mevcut. Tabiat parkının tek sıkıntısı buradaki kayalıklarda su yılanlarının yuvalandığı söyleniyor oralardan uzak durmakta fayda olabilir. Gerçi biz gittiğimizde herkes kayalıkların tepesindeydi, yılanlarla selfi yapıyor olabilirler bilmiyoruz, yaklaşmadık…

Gelelim Yeme İçmeye

Doğanbaba’ya giderken geçtiğiniz köyde ya da Yeşilova yolu üzerinde yemek yiyebileceğiniz pideci, gözlemeci gibi birçok yer olsa da Salda’ya gittiyseniz Yeşilova’nın yanında lavanta gazozuyla kıymalı tostunu yemeden asla dönmeyin. Gerçekten efsane bir lezzet.

Hem Ege’nin sıcağından bir gün olsun kaçmak hem de gerçekten sıra dışı bir yer görmek için Türkiye’nin Maldivleri Salda gölü tatilinizin bir gününü almayı hak edecek güzellikte bir cennet köşesi. En kısa zamanda görmenizi şiddetle tavsiye ederiz. Nasıl gidilir nerededir tarif etmeye gerek duymuyoruz hemen aşağıdaki haritaya tıklayarak bu cennet köşesine ulaşabilirsiniz. İyi gezmeler…

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.