Dünyada bile az rastlanacak şekilde, Akdeniz ve Kafkasların neredeyse tüm bitkilerini içerisinde bulabileceğiniz aynı zamanda da birçok vahşi ama bir o kadar da evcil hayvan türüne ev sahipliği yapıyor Dilek Yarımadası Milli Parkı. Kristal berraklığındaki deniz suyuyla birçok su altı zenginliğini kıyılarında yaşatan ve Avrupa Konseyi tarafından Flora Biogenetik Rezerv Alanı kabul edilerek koruma altına alının Dilek Yarımadasını ya da diğer adıyla Güzelçamlı Milli Parkını eğer Kuşadasına gelirseniz mutlaka ama mutlaka görmelisiniz.

Kuşadası-Davutlar-Güzelçamlı üzerinden yarımadaya ulaşabiliyorsunuz, sayfanın altındaki haritadan da yararlanabilirsiniz. Parka giriş ücreti 2020 itibarı ile 17 TL ve enteresan bir şekilde HGS ile ödenebiliyor giriş ücreti. Özel araç dışında Davutlardan kalkan minibüslerle de gidebiliyorsunuz Güzelçamlı Milli Parkına. Milli Parkta ne semaver ne mangal şeklinde ateş yakılmasına kesinlikle izin verilmiyor ve çok da iyi yapıyorlar. Hatta ateş yakan görürseniz çaktırmadan hemen jandarmayı arayın, çünkü inanılmaz güzel bir tabiat ve bir kaza sonucu yanması korkunç olacaktır.

Yol üzerindeki seyir terasları eşsiz manzalar sunuyor…

Plajların hepsinde piknik masaları, duşlar ve kıyafet değiştirme kabinleri var ancak hiçbir tesis yok aklınızda olsun. Gün boyunca kalacaksanız suyunuzu ve atıştırmalıklarınızı mutlaka yanınızda getirin ama dikkat edin domuzcuklar çalmasın 🙂 Bir de cep telefonunuz yurt dışı dolaşıma açıksa kötü bir sürprizle karşılaşmamak için mutlaka kapatın bizim şebekelerin çekmediği yerlerde Yunanistana bağlanıyor.

Su gerçekten inanılmaz temiz…

Giriş kapısından itibaren 3 adet seyir terasıyla fonda Sisam adası manzaralı bakmaya doyamayacağınız mavinin ve yeşilin her tonunu barındıran muazzam fotoğraf kareleri sunan Milli Park’ta, eğer vaktiniz varsa doğa yürüyüşü ve kuş gözlemi de yapabileceğiniz Olukludere Kanyonu parkuru ziyaret edilebilecek güzelliklerden başka bir tanesi. Bu güzergahta Yunan mitolojisindeki İkarus’un balmumundan kanatlarıyla güneşe havalandığı Mykale (Dilek) dağının muhteşem vadi ve orman manzarasını size sunan Mykale seyir terasını da kanyonun 7. kilometresinde bulabilirsiniz. Özellikle kuş gözlemi ve fotoğrafçılığı için bu rotayı kaçırmamalısınız.

Güzelçamlı Milli Parkı’nın en orjinal yanlarından biriyse tabi ki kahvaltı yaparken ziyaretinize gelen yaban domuzları. Yavrularıyla dolaşan dişi domuzlar insanlara o kadar alışmışlar ki neredeyse evcil hayvan kıvamındalar ama genelde tek gezen erkek domuzlara dikkat etmek gerek çünkü saldırabiliyorlar. Gerçi onlar genelde insanlara pek bulaşmıyorlar uzakta takılıyor ağır abiler. İnsanların arasında dolaşan dişi ve yavrularınınsa saldırma ihtimali pek yok gibi, bildiğiniz kedi köpek gibi alışmışlar insanlara ama yine de dikkat etmek lazım. Bazen terkedilmiş masalardan yiyecekleri çalma girişimleri de oluyor aklınızda olsun masayı boş bırakmaya gelmez burada. Ama gerçekten inanılmaz bir deneyim yaşatıyor size Güzelçamlı Milli Parkı bu açıdan. Akdeniz foku gibi nadir bir türe de ev sahipliği yapan Milli Park aynı zamanda soyu tükenmiş olan Anadolu Parsı’nın Anadolu’das yaşadığı son yer olarak biliniyor.

Özellikle haftasonları ziyaretçi akınına uğrayan ancak çok uzun yıllardır yaz aylarımızı ağırlıklı olarak bu bölgede geçirmemize rağmen şimdiye kadar ıskalamış olduğumuz bu güzel deltayı ziyaret etmek için en uygun zaman kesinlikle hafta içi olacaktır. Bu muhteşem doğanın tadını kafanızı dinleyerek çıkartabilmek ve yarım saat süren araç kuyruklarından uzak kalabilmek için hafta sonları buradan uzak durmanızı şiddetle tavsiye ederiz.

Dilek yarımadasının en favori yerleriyse tabi ki pırıl pırıl sularıyla tertemiz koyları. Milli Parkta toplam 4 adet koy var, aslında daha fazla ama 4. koydan sonraki koylara jandarma el koymuş durumda yani daha fazla ilerleyemiyorsunuz. Özellikle ilk koy ayakaltı olduğu için hele hafta sonuysa inanılmaz kalabalık oluyor, o yüzden ilk koyu pas geçip ya da kısaca uğrayıp devam etmek daha iyi olacaktır.

1- İçmeler Koyu

İlk koyu görüp hayal kırıklığına uğramayın… Asıl olay sonraki koylarda…

Girişten yaklaşık 1 km sonra ulaşabileceğiniz bu koy aslında 310 metre uzunluğuyla oldukça geniş ve hafta içi gidilirse keyifli de olabilir ama girdikten sonraki ilk koy olduğu için hele hafta sonuysa inanılmaz kalabalık oluyor, o yüzden hafta sonu ilk koyu pas geçip ya da kısaca uğrayıp devam etmek daha iyi olacaktır. Bu arada en sığ derinliğe sahip plaj buranınki olduğu için de çocuklu aileler tarafından tercih ediliyor olabilir.

2- Aydınlık Koyu

Koylarda ilerledikçe deniz de mavileşiyor…

İçmeler koyundan yaklaşık 4 km uzaklıkta ve Kavaklıburun koyundan sonraki en uzun plaja sahip Aydınlık koyunda kızılçamlar yine diğer koylarda olduğu gibi plaja kadar devam ediyor ve çam kokuları eşliğinde denizin tadını çıkartabiliyorsunuz. Burada kalabalık biraz daha azalıyor ama yine de kalabalık sayılırdı biz gittiğimizde.

3- Kavaklıburun (Kalamaki) Koyu

Robinson Crusoe’nun tahtı 🙂

Girişten yaklaşık 10 km uzakta olan Kavaklıburun Koyu, 1000 metrelik plajıyla Milli Parktaki en uzun plaja sahip. Yine diğer koylar gibi muhteşem suyu ve çam ağalarının altında kahvaltınızı yapabileceğiniz alanlarıyla eğer kalabalık da değilse tam kafa dinlemelik bir yer. Bu koyda çok fazla domuzla karşılaştık. Eğer domuzları görmek istiyorsanız bu koy domuzların en çok tercih ettiği koy gibi görünüyor 🙂

4- Karasu Koyu

Su tek kelimeyle mükemmel…

Kavaklıburundan sonra gelen koy yine uzun sayılabilecek 500 metrelik bir plaja sahip ve girişten uzaklığı 10 km civarında. Bu koydan ileriye malesef geçemiyorsunuz nedense jandarma kışlası var yolun sonunda ve geçiş yok.

Zeus Mağarası

Hikayesi güzel olsa da manzara pek iç açıcı değil

Zeus Mağarası Dilek Yarımadasına girmeden 200 metre önce solda bulunuyor ve önünde şu an genişletme çalışmaları olan bir otoparkta var. Anayoldan itibaren 5-10 dakikalık bir yürüyüşle ulaşabildiğiniz mağara genelde Milli Park ziyaretçileri tarafından es geçilse de aslında gerçekten güzel bir doğal oluşum ama kalabalık bir güruh suyun içinde olunca çok da bir güzelliği kalmamıştı açıkçası biz uğradığımızda, bulanık bir su ve acayip bir gürültü… O yüzden sabah erken saatlerde gidilirse daha güzel bir görüntü sizi karşılayacaktır muhtemelen.

Girişi önceden kayalık olan ama şu an platformlarla ulaşılabilen mağaraya girip dikkatlice karşı duvara baktığınızda Zeusu görebileceğinize inanılıyor. Bu mağaranın başka hikayeleri de var tabi adı Zeus olunca. Bir hikayeye göre Zeus kardeşi denizler tanrısı Poseidon’un gazabından korunmak için Poseidon trident’ini yere vurup deniz ve gökyüzünü birbirine kattığında buraya gelip yıkanıyormuş. Başka bir hikayeye göre ise Antik Yunanın birliği olan Pan-Ionian toplantıları bu bölgede krallar tarafından yapılırken kralların eşleri de bu mağarada yüzüyorlarmış.

Aşağıdaki resme tıklayarak Dilek Yarımadasının resmi sitesine de ulaşabilirsiniz.

Büyük Menderes Deltası ve Dilek Yarımadasının modellenmiş görüntüsü.
(Kaynak: Wikimedia)

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.