Zagrosların güzel insanları

İran gezimizin son gününü Zagros dağlarında göçebe hayatı süren ve anlayabileceğimize yakın bir Türkçe konuşan Kaşkay Türklerine ayırmıştık.

Gitmeden önce de Türkçe konuştuklarını bilmemize rağmen konuşmalarının büyük kısmını anlayabiliyor olmak bizi oldukça şaşırtmıştı. Kaşkayilerın konuştukları Türkçe İranın orta bölgelerinde yaşamalarına rağmen, muhtemelen konar göçer bir hayat sürdükleri için farsçadan çok etkilenmemiş.

Sabahın erken saatlerinde başlayan yolculuğumuz Zagros dağlarında Kaşkay Türklerinin ilk çadırları görünene kadar yaklaşık 2.5 saat kadar devam etti ve oldukça zorlayıcı bir yolcuğun sonunda nihayet Kaşkay Türkleri ile beraberdik.

Keş: Kaşkayların uzun süre dayanan bol tuzlu peyniri. Bolu/Göynük ve çevresinde de bolca bulabiliyorsunuz

Nüfuslarının 3 milyon civarında olduğu düşünülen Kaşkay Türkleri,  ağırlıklı olarak yaşadıkları ve şu an bulunduğumuz Şiraz’ın da içinde bulunduğu Fars eyaleti bölgesine orta asyadan 11. yy da gelmeye başlamışlar ve 19. yy‘a kadar göçleri devam etmiş

Kaşkayilerin Oğuzların Kayı boyuyla bağlantılı olduğu düşünülüyor ki isimlerinin sonundaki Kayı eki de bunu doğrular nitelikte. Baştaki kaş hecesi ise akıncı birlik anlamına geliyormuş. Bazılarına göreyse alnı beyaz lekeli at anlamına gelen “kaşka” dan gelme ihtimali de var ki bu ihtimal de Türklerin at merakları göze alındığında çok uzak görünmüyor.

Kaşkayilerın üçte iki gibi önemli bir kısmı hala göçebe hayatı sürüyor. En önemli geçim kaynağı hayvancılık olmakla birlikte ziraat ve dokumacılık alanında da hayatlarını sürdürmeye yetecek kadar gelir elde edebiliyorlar. Özellikle kök boyalarıyla renklendirilen ve bölgede oldukça meşhur olan  el yapımı Kaşkay halıları halk için önemli bir geçim kaynağı halinde ve oldukça da değerli. Bunun en iyi örneği ise Victoria müzesinde sergilenen 400 yıllık bir Kaşkay halısı. Ayrıca 1995 yılında Almanya’da düzenlenen el dokumaları yarışmasında birinci olmuş Kaşkayiler.

Hayvancılık ise hiçbir zaman bırakmadıkları bir uğraş olmuş ve hayvanlarının ardında yazları daha kuzey bölgelere kışınsa güneydeki İran körfezine yakın bölgelere 400 ila 1000  km göç ederek sürdürmüşler yaşamlarını Kaşkayiler.

Kaşkay Türkleri meşk dedikleri su içme kaplarından, debbe dedikleri barut haznelerine kadar günlük hayatta kullandıkları bir çok şeyi hayvanlardan elde ediyorlar.

Koyun ya da keçi derisinden yapılan Meşklerden su içiyor Kaşkayiler. Meşkten içtiğimiz su buzdolabından çıkmış kadar soğuktu ve suyun tadında hiçbir değişiklik yoktu.

Yılda iki defa göç eden Kaşkayilerin ilk göçleri ilkbaharda ikinci göçleriyse sonbaharda oluyormuş ve bu göçler havaların durumu ve kalan yem miktarı gibi şeylere bağlı olarak obaların yaşlı erkeklerinden oluşan aksakalların verdiği kararla gerçekleşiyor. Göçten önce aksakallar fala bakarak istişare ediyorlar ve göçün yapılmasına karar veriyorlar. Aksakalların yetkisi ise babadan oğula geçiyor eğer oğul yoksa erkek kardeşe geçiyor. Göç eşyaların kadınlar tarafından toplanmasıyla başlıyor. çadırlaıysa erkekler topluyor.

Kaşkayiler ağırlıklı olarak Orta İran’daki Fars Eyaleti bölgesinde yaşıyorlar.

Foto Kaynak: wikimedia.org

11. yy’da başlayan göç dalgasından itibaren zamanla nüfusları o kadar artmış ki kaşkayilerin  siyasi ve askeri bir güç olarak ön plana çıkacak kadar  bölgede söz sahibi olmuşlar. Hatta bölgede yaşayan diğer etnik gruplar  zamanla Kaşkay Türklerinin gelenek görenek ve dillerini benimseyerek bu grup içinde asimile olmuşlar. Ancak Rıza Şah Pehlevi’nin Türk kökenli Kajar hanedanlığını yıkarak başa geçmesi ile Kaşkaylar için zor zamanlar başlamış.

1926 da Gülistan Sarayında devletin başına geçerek antik çağdaki Perslerin yazı ve dillerini sembolize eden “Pehlevi” lakabını alan Rıza Şah İrandaki türk etkisini silmek amacıyla farsça dışındaki tüm coğrafi ve tarihi isimleri kaldırmış ve türkçeye tamamen yasak getirmiş.

Bir taraftan eğitim kurumlarında da Farsça dışındaki tüm dillerin yasaklanması Kaşkay Türklerinin çocuklarının adaptasyon sürecine negatif etki ederken diğer taraftan da Rıza Şah Pehlevi kurduğu merkezi orduyu Kaşkay Türklerinin ve Diğer Türk etnik grupların üzerine salıp idam ve tutuklama gibi uygulamalarla bu grupları asimile etmeye çalışmış. Hatta çok iyi silah kullanan Kaşkay Türkleri merkezi hükümet tarafından daha rahat kontrol edilebilmeleri amacıyla tamamen silahsızlandırılmış ve özerk bir yapı talebinde bulunmamaları için kırsal bölgelere göç etmeye zorlanmışlar.

Kaşkayilerin keçi kılından yapılmış çadırları

Verimli topraklardan şu anki kırsal alanlara göçe zorlanan Kaşkay Türklerinin büyük kısmı hem göç esnasında hem de göçten sonra kıtlık ve salgın hastalıklar dolayısıyla hayatını kaybetmiş. ayrıca Kaşkailerin nüfus artışını azaltmak için halktan yüksek vergi alınmış.

Ağır vergiler,  zorunlu ikamet, kılık kıyafet zorunluğu gibi dayatmacı politikalara tepki olarak 1929 yılında ayaklanmış Kaşkay Türkleri. Kaşkayilerin bu ayaklanması sonucundaysa yazlık ve kışlaklarını birbirine bağlayan geçişler kapatılmış Rıza Şah tarafından. Ve yazları çok sıcak yerlerde, kışlarıysa soğuk yerlerde geçirmek zorunda kalan Kaşkayiler için hayat iyice zorlaşmaya başlamış.

Kaşkayilerin yazın serin kışın sıcak tutan keçi yününden yapılmış şapkaları Kaşkayi erkeklerinin vazgeçilmezlerinden.

Bir süre sonra da Kaşkayilerin, ekonomik ve mevsimsel ihtiyaçlara bağlı olarak göç etmeleri tamamen yasaklanmış. bunun yanı sıra kimliklerini unutmaları amacıyla Kaşkayların  aslında Fars oldukları sonradan Türkleştirildikleri gibi tuhaf fikirler de savunulmuş.

Bundaki amaç ise İranın temel etnik grupları arasında bulunan Türklerin görmezden gelinmesi ve Türklerin yönetimde ağırlıklı olduğu zamanların kötülenmesi. Hatta zaman zaman Türk kelimesi hakaret olarak bile kullanılmış.

Zamanında çok sıkıntı çekmiş olsalar da Kaşkay Türkleri çok sıcak ve sevecen insanlar. Issızlığın ortasında kendilerine dışarıdan çok güzel görünen pastoral bir hayat  kurmayı başarabilmişler. Ve sizi misafir ettikleri süre içinde ellerinde ne varsa sizinle paylaşıyorlar.

Yolunuz Şiraza düşerse mutlaka Kaşkayi Türklerini ziyaret edin. Şehrin gürültüsünden uzak ve doğanın içinde Kaşkay Türklerinin misafirperverliği eşliğinde huzurlu bir gün sizi bekliyor olacak. Doğayı ve organik hayatı sevenlerin daha organiğini bulabileceğini sanmıyoruz.

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.