Küba gerçekten fantastik bir ülke ve şehirleri de öyle tabi. Havanadaki ilk günümüzde yarı uykulu şekilde ama ilk günü de sonuna kadar değerlendirebilmek için ziyaret ettiğimiz Devrim Müzesi’nde Ernesto Che Guavera ve Fidel Castro’nun devrim öncesi Sierra Maestra dağlarında ve Havana’daki başkaldırıları sırasında kullandıkları silah ve kişisel eşyalardan, Küba’lı kozmonot Arnaldo Tamayo’nun üniformasına ve daha önce İspanyollara karşı verilen bağımsızlık mücadelelerini anlatan sergilere kadar bir çok bölüm var ve Küba’ya Giriş 101 niteliğinde bir yer.

Ama daha ayrıntılı bir yer bekliyorsunuz açıkçası Devrim Müzesi gibi bir ismi olunca ama biraz sönük kalmış gibi. Hatta bazen inşaat şantiyesini geziyorsunuz hissi yaratıyor. Yine de mutlaka görülmesi gereken bir yer. Özellikle Batista’nın altın telefonu oldukça dikkat çekici mesela! Boşuna indirmemişler diyorsunuz.

Devrim sırasında kullanılmış tüplü radyo ve telsizler.
İç dizaynı ünlü marka Tiffany’s of New York tarafından yapılan Devrim Müzesi (Museo de la Revolución) daha önce Fulgencio Batista’ya ait bir saraymış ve devrimden sonra yine hükümet ve bakanlar kuruluna ev sahipliği yaptıktan sonra 1974 yılında müze haline getirilmiş.

Foto Kaynak: wikimedia.org
Neoklasik tarzda yapılmış binanın en dikkat çeken özelliği duvarlardaki kurşun izleri. 1957’de 35 üniversite öğrencisinden 32’sinin öldüğü saraya düzenlenen baskın sırasında açılmış bu izler.
Müzenin arka bahçesinde Ernesto Che Guavera, Fidel Castro ve 80 devrim arkadaşının Küba’ya gelmiş oldukları 18 metrelik Granma yatı bulunuyor, kaçırılmaması gereken bir ayrıntı. Ayrıca Fidel Castro’nun Domuzlar Körfezi çıkartmasında kullandığı tank da müzede görülebiliyor.
Fidel’in “La Historia Me Absolvera” yani “Tarih Beni Aklayacaktır” diyerek bitirdiği ünlü savunmasını yazdığı daktilo da müze’de görülebilecek eşyalardan.
Bir de Batista’nın devrimcilerin üzerinde kullandığı tırnak sökmek vs. için kullanılan işkence aletleri ve muştalar var ki görseniz mi iyi, görmeseniz mi bilmiyoruz…
Bu arada müze girişi 5 CUC.

Küba Devrimi
Küba devrimi aslında 135 gerilla tarafından Santiago de Cuba şehrindeki Moncada askeri kışlasına 1953’te gerçekleştirilen baskınla başlamış. Fidel ve kardeşi Raul Castro’nun yakalanarak 15 yıllığına hapse atılmasının ardından artan baskılar sonucunda Moncada baskıncıları ve birçok politik mahkum serbest bırakılmış ya da Fidel ve Raul Castro gibi Meksika’ya sürgüne gönderilmiş.
Fidel Castro, Arjantinli doktor Ernesto Che Guavera ile burada tanışıyor ve askeri eğitimler alarak Nazım Hikmet’in bir şiirinde bahsettiği “956’nın Kasımında” 18 metrelik Granma teknesine 82 kişi binerek Küba’ya kaçak yoldan girerek Sierra Maestra dağlarına çıkıyorlar ve böylece Diktatör Batista’ya karşı devrim süreci başlamış oluyor.

Amerika’nın Batista’ya olan desteğini çekmesiyle de Castro ve silah arkadaşları Batista yönetimindeki orduya karşı vurucu saldırılar gerçekleştiriyor. Zaten savaşmak istemeyen orduyu Fidel Castro 1959 Havana’ya 9000 kişilik gerilla ordusuyla girince Batista ülkeden kaçıyor ve devrim sonuçlanmış oluyor. Fidel Castro başbakan kardeşi Raul Castro, Che ve diğer silah arkadaşları çeşitli bakanlıklara getirilir.
Her ne kadar Washington’ın homurdanmaları olsa da yönetime geçmelerinin hemen ardından hiçbir tazminat ödemeden devletleştirme süreci hızla başlatılır. Hatta 60’larda Küba’nın kısa süre içinde işgal edileceğine dair gazetelerde her gün haberler çıkar.
1961’deyse Amerika’yla bütün diplomatik bağlar kopartılır ve bunun sonucu olarak da Havana’nın ticari bölgelerinde bombalar patlamaya başlar.
CIA tarafından desteklenen Küba muhalifleri 1961’de Playa Giron bölgesine fiyaskoyla sonuçlanan bir çıkarma yapar ve daha sonra bu çıkarma tarihe Domuzlar Körfezi çıkarması olarak geçer.
Ve Domuzlar Körfezi çıkarmasından 2 gün sonra Küba yönetimini komünist bir devlet olarak ilan ederek S.S.C.B.’ye (bugünkü Rusya) iyice yakınlaşır.

Yorum Yazın