Küba’nın Uyumayan Başkenti – Havana

Küba kimine göre bir hayaller ülkesi, kimine göre de her yeri dökülen ve Fidel Castro’nun ardından iyice yozlaşmış, kapitalizme ise eninde sonunda hatta muhtemelen yakın zamanda yenik düşecek açlık içinde bir ülke. İki görüş de biraz ayarsız açıkçası. İnternette gördüğünüz her şeyin bedava hatta neredeyse sadece yaşadıkları için maaş alanların ülkesi de abartı, herkesin açlık içinde olduğu ve hiçbir şeyin bulunamadığı sefalet içindeki ülke hikayesi de. Biri romantik komünistlerin diğeri de kapitalizm hayranlarının çamuru gibi geldi bize Küba’yı gördükten sonra. Genel olarak kendi yağında kavrulan ne batmış ne çıkmış bir ülke Küba ama halkının mutlu olduğu kesin olarak söylenebilir.

Adanın devrimden önceki en önemli geçim kaynağı olan şeker kamışı, kahve ve tütün üretimi devrimden sonra ihracın azalmasıyla değersizleşmiş ve bu sıkıntılı dönemi aşmak için turizmi ön plana çıkartarak Küba’yı adeta bir açık hava müzesi haline getirmişler. Ayrıca hem turizmin gelişmesi hem de halkın biraz daha zenginleşmesi için sınırlı da olsa özel sektöre izin vermişler. Kübanın tüm şehirlerinde bulabileceğiniz “Casa” lar yani ücretini ödeyerek içinde yaşayan ailelerle birlikte kalabildiğiniz evler ya da tamamen kas gücüne dayalı “Bicitaxi” ler bunun en güzel örneklerinden.

Küba Devrim Müzesi

Yıllardır hayalini kurduğumuz Küba’ya gitme planlarını uzun zamandır hem yolun uzunluğu hem de biraz da tuzlu olmasından ertelemiştik ama 2018 yazı için acaba bir fırsat bulabilirmiyiz diye uçak bileti sitelerini altüst ederken Rusya’dan İstanbul aktarmalı Havana biletlerinin enterasan bir şekilde İstanbul-Havana biletlerinden neredeyse yarı yarıya ucuz olduğunu keşfetmemizle Güney Amerika rotası başlamış oldu. Küba’ya ucuz uçak biletini bulmuşken hem yıllardır hayalini kurduğumuz Orta ve Güney Amerika’nın güzelliklerini sonunda görebilecek hem de yılların eski demir perde ülkelerinin babası Rusya’da bir hafta geçirerek bir taşla iki kuş vurmuş olacaktık.

Küba’nın Che’den sonra muhtemelen en ikonik yüzü

Rusya turumuzun ardından St. Petersburg-İstanbul-Havana uçuşunu İstanbuldaki 8 saatlik bekleme süresi dahil yaklaşık 24 saatte tamamladıktan sonra sabah 8 gibi sonunda Orta Amerika’nın muhtemelen en popüler destinasyonu olan Havana’daydık ama Tayland’dan sonra ilk defa bu kadar uzun uçuş yapmak (14 saat neredeyse) bir de saat farkının çok olması biraz yoruyor açıkçası. Yola dinlenmiş olarak başlamakta fayda var. Rusya zaten baya yormuştu büyüklüğüyle ve bir de yazın ortasında üşümek değişik bir histi bizim için ama en çarpıcı tarafı neydi derseniz Rusyanın, kısmen de olsa yaşayabildiğimiz beyaz geceler mutlaka yaşanması gereken bir deneyim diyebiliriz. O da Rusya yazımıza kalsın.

Havaalanından şehir merkezine standart 25 dolara giden eski model Amerikan tarzı Havana taksilerinden birine bindiğimizde Küba maceramız başlamıştı sonunda. Havana havaalanından çıkar çıkmaz sizi anında içine alan bir şehir. O uykusuzluk ve yorgunluğa rağmen belki senelerdir televizyondan izlemiş olmanın verdiği göz aşinalığı ve şehri keşfetme isteği insanı şehre hemen adapte ediyor. Hem uykusuzluk hem Küba’da olmak tam bir rüyada olma hissi gibiydi ilk indiğimizde…

Küba’ya Ne Zaman Gidilir

En net cevabı, en kuru zamanda gidilir diye verebiliriz. Biz izin mevzularından dolayı temmuz ayında Küba’daydık ve bir kaç kez muson tarzı yağmurlara yakalandık neyse ki birinde oteldeydik diğerindeyse Vinales’e doğru giderken araçtaydık. En uygun zamanlarınsa Aralık-Nisan ayları arası olduğu söyleniyor hava daha kuru ve yağışsız olduğu için ama bu ayların da dezavantajı biraz daha pahalı olması yüksek sezon olduğu için. Biz temmuzda gitmemize rağmen şanslı sayılırdık ama Ağustos ve Eylül’den kesinlikle uzak durun, biliyosunuz Katrina’ydı El Nino’ydu tropik fırtınaların başlayıp o bölgeyi kasıp kavurduğu zamanlar.

Küba Vize İstiyor mu?

Yeşil pasaportunuz yoksa evet istiyor ama muhtemelen dünyadaki en kolay alınabilen vizelerden. Türkiye’de bu işi yapan birkaç yer var ama uzun araştırmalar sonucunda bizimada.com.tr sitesinden almaya karar verdik ve gerçekten çok kolay bir süreçle Küba vizelerimize kavuşmuştuk. Tavsiye ederiz.

Havana Güvenli mi?

Havana genel olarak güvenli bir şehir denebilir ama oteldeki ilk günümüzde özelikle turistik bölgelerde üzerimizde çok değerli şeyler taşımamamızın iyi olacağı hatta çok dikkat çeken yani profesyonel kameraları da mümkün olduğunca göstermememiz söylenmişti ama Havana’ya gidip de fotoğraf makinasını saklamak olmaz tabi. Kamboçya’daki kötü deneyimimiz dolayısıyla biraz tedirgin etse de bu bilgiler neyse ki kötü bir olay yaşamadık ama tabi arada hırsızlık olayları oluyormuş ki münferit olayların yaşanmadığı bir ülke bulmak zaten mümkün değil dünya üzerinde.

Özellikle Eski Havana bölgesinde, başka ülkede olsanız bırakın geceyi gündüz girmeye çekineceğiniz sokaklarda gece gezinmek bile oldukça güvenli aslında en azından bize söylenen buydu ama yine tek şart var üzerinizde dikkat çeken şeyler olmayacak. Yani biraz oranın halkındanmış gibi davranmak gerekiyor aslında. Kaldığımız otel oldukça yüksek bir apartman şeklindeydi ve özel anahtar olmadan kullanamadığınız bir asansörle yukarı katlara ulaşabiliyordunuz, ayrıca ana kapıdan da lobiyle diafon üzerinden iletişim kurmadan içeri giremiyordunuz yani oldukça kafamız rahat şekilde Havana da konaklamıştık ama bu kadar önlem olması insanın aklına acaba gerçekten söylendiği kadar güvenli mi sorusunu getirmiyor da değil tabi.

Havana’da Konaklama

Havana’da, özellikle Eski Havana bölgesinde Küba’da kaldığınızı gerçekten hissettirecek kolonyal dönemden kalma muhteşem mimarilere sahip otellerde kalma imkanınız varken, Havana’nın otantik havasını daha yakından içinize çekmek, yerel halkla daha yakın olmak ve dahası ucuza kalmak isterseniz Küba’nın diğer şehirlerinde de bulabileceğiniz gibi Casa’lar yani yerel aileler evlerinin odalarını size çok uygun fiyatlara açabiliyorlar. Yok ben otelde kalırım derseniz Booking.com Expedia.com sizleri bekler ki birçok seçenek olduğunu görebilirsiniz, yani konaklama işi Küba’da çok büyük bir problem değil. Hiç hazırlıksız bile gitseniz Eski Havana bölgesindeki Casa’larda muhtemelen yer bulabilirsiniz ama garantiye almakta fayda var tabi ki. Kalacağınız Casa’nın aşağıdaki gibi bir tabelası olmasına da dikkat edin ki yasal olmayan Casa’larda var tabi ki Küba’da. Çok macera aramaya da gerek yok… 15-30 CUC arasında (CUC da nedir diyorsanız aşağıya inebilirsiniz) Casa Particular yani Özel Evlerde kalabilrisiniz ki Havana otellerine göre çok iyi fiyatlar. Biz gittiğimizde pek yoktu ama artık Airbnb üzerinden de çok güzel yerler ayarlanabiliyormuş.

Bu işareti gördüğünüz evlerde cüzi bir ücret karşılığında konaklayabiliyorsunuz

Küba’nın İnsanları

Kristof Kolomb’un altın bulma hayalleriyle Kübaya gelip altın yerine koca bir ada dolusu neşeli ve dost canlısı insanla karşılaşması gibi bizim için de Küba, dünyada gördüklerimiz arasında muhtemelen en mutlu insanlara sahipti. Özellikle Havana’nın Küba’nın en hareketli şehri olması, şehrin durmadan müzik eşliğinde yaşaması ve insanların yarını düşünecek çok sebeplerinin olmaması halkın mutluluğunun en önemli sebeplerinden birkaçı gibi görünüyor izlenimlerimize göre. Havana’da yakalandığımız yağmur sırasında üstü kapalı bir yerde beklerken bizi fark eden bir dilenciyle 5-10 dakika kadar lafladıktan sonra arkadaşın bize Guantanamera şarkısını öğretmeye çalışması halkın mutluluk seviyesi hakkında fikir veriyor gerçekten… Kim ne derse desin fakir ama mutlu ve rahat insanlar Kübanın insanları, evlerin önündeki verandalarda sallanan sandalyelerin rahatlığında yaşıyorlar hayatı, ellerinde kahve ya da romlarıyla. Hatta o kadar rahatlar ki saat kavramı bile çok geçerli değil gibi Küba’da, belli bir saatte kalkması gereken otobüs 3 saat sonra gelebiliyor ve bunu hiç de dert etmiyorlar, erken gelip de kaçırma ihtimaliniz ise pek yok gibi…

Şehiriçi Ulaşım

Havana’da şehir içi ulaşım toplu taşıma araçlarını kullanarak oldukça ucuza yapılabiliyor. Colectivo denen bizdeki taksi-dolmuş benzeri araçları ya da otobüsleri kullanarak heryere gidebilirsiniz. Taksi ise tabi ki ayrı bir seçenek ama biraz daha pahalı tabi colectivo ve otobüslere göre ve en güzel tarafı günün her saatinde güvenli bir şekilde bu araçları kullanabiliyorsunuz. Bir başka opsiyon ise tabi ki yürümek… Havana’da çok uzak bir yerde kalmıyorsanız şehrin birçok yerine yürüyerek de ulaşmanız mümkün ve dünyanın başka yerinde olsa arabayla bile geçmeye ürkeceğiniz sokaklardan günün her saatinde yürüyebilmek de Havana’nın en güzel taraflarından kesinlikle.

Eski Havana

Havana şehir merkezine geldiğinizde ilk manzaralar sizi ürkütebiliyor, çünkü çökmüş ya da yıkılmış binalar gerçekten çok fazla hatta şehrin bazı bölümleri yeni savaştan çıkmış gibi. En kalabalık turistik bölgelerde bile çok bakımsız binalar dikkat çekiyor ama bir süre sonra gözünüz alışmaya başlıyor ve her şey normalleşiyor. Hatta o bakımsız evlerden bakan yüzlerin gülerek baktığını görünce aslında çok da önemli olmadığını anlıyorsunuz yaşadığınız yerin.

1982 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesine giren Havana’nın meşhur sokak ve caddelerinin tadını çıkartabileceğiniz bu bölgesinde 3000 civarında binada yaklaşık 50.000 kişi yaşıyormuş. Şehrin tarihi dokusunu korumak için inşaat işlerinin aceleye getirilmek istenmemesi ve bir de üstüne ambargo nedeniyle şehir içindeki aileler kalabalık ve küçük dairelerde yaşamak zorunda kalıyor Eski Havana’da ama kolonyal dönemin evleri dışı bizi içi onları yaksa da gerçekten harika görünüyorlar.

Yaklaşık olarak Plaza De Armas ile Habana Gran Teatro arasında kalan Eski Havana’nın en ünlü caddesi Obispo ise muhtemelen Havanadaki en kalabalık ve en müzik dolu cadde ve doğal olarak diğer yerlere göre de biraz daha pahalı. Hele ilk günümüzde kasaptan!!! evet kasaptan aldığımız suya 1 euro vermek gözümüzü baya korkutmuştu ama uzun süre su alabileceğimiz bir yer bulamayıp kasapta da olsa su bulunca çölde su bulmuş gibi olmuştuk. Çünkü sokaklarda neyin ne olduğuna dair hiç bir tabela, pano vs. göremiyorsunuz ama zamanla nerde neyin satılıyor olabileceğine dair bir fikir oluşmaya başlıyor. Özellikle sürekli tüketilen şeyleri süper market tarzı yerlerden almak çok daha ucuza geliyor. Alışveriş demişken…

Kübanın Para Birimleri!

Öncelikle şunu söyleyelim Kübada para kullanılıyor! Hem de herkes tarafından yani sadece turistler değil yerli halk da para kullanıyor. Küba’da değişik bir sistem var para mevzusunda. CUC ve CUP. Yani dönüştürülebilir Peso ile Ulusal Peso. Bizim için geçerli olan genelde CUC yani dönüştürülebilir peso (convertible). Ama diğeri de yani yerli halkın kullandığı para da çok sık olmasa da elinize geçebiliyor yani çok sıkı bir kısıtlama yok daha çok CUC verip bozuk para alacağınız durumlarda CUP verilebiliyor. Bu ikili para birimi 1994 yılından beri kullanılıyor ve 1 CUC yani turislerin kullandığı para 1 Amerikan dolarına sabitlenmiş. Ama dikkat edin paralarını dolara sabitlemiş olmaları ABD dolarından nefret etmelerini engellememiş arkadaşların, dolar bozdurmaya kalkarsanız çok yüksek komisyonlar alıyorlar yüzde 20’lere yakın. O yüzden Küba’ya asla dolarla girmeyin, en avantajlı para olan Euro’yla girmek büyük zararlardan sizi koruyacaktır.

Etiketlerde gördüğünüz $ işareti de yine bu CUC’a ait fiyatlar bazı yerlerde iki fiyat görebiliyorsunuz CUC ve CUP olmak üzere. CUP CUC’un 25 te biri. Yani etikette 25 kat fazla bir fiyat daha görüyorsanız anlayın ki o yerel para birimiyle yazılmış fiyat ve ikisiyle de ödeme yapılabiliyorsunuz. Cup yerine cuc verirseniz 25 kat fazla verirsiniz aman dikkat!!! Kredi kartı kullanımı da çok ama çok kısıtlı ülkede. 8 gün kaldığımız Küba’da sadece bir kez kredi kartı kullanabilmiştik o da Hotel National’den Tropicana bileti alırken. Dönüşte elinizde kalan CUC ya da CUPları da gümrükten geçmeden mutlaka dönüştürmenizi tavsiye ederiz. Gümrükten geçtikten sonra yüklü bir miktar Küba parasını anı olarak saklayabilirsiniz! 🙂

İkili para biriminin en büyük dezavantajı CUC’a ulaşımı olanlarla olmayanlar arasında oluşan kazanç uçurumu. Senelerce okuyan bir doktor en fazla 50 CUC karşılında bir para alırken havaalanından şehir merkezine geldiğimiz taksiye 25 CUC vermemiz Küba’nın dengezisliklerinden. Havana’dan Vinales’e gittiğimiz taksinin şoförü askeri savaş pilotuymuş ama getirisi az olduğundan o işi bırakarak taksicilik yapmaya başlamış. Ne kadar doğrudur bilmiyoruz tabi ama olmayacak şey de değil Küba koşulları düşünüldüğünde.

Güncelleme: 2021 itibarı ile ikili para biriminin dezavantajlarından dolayı tek para birimine geçildi. Yine 1 dolara sabitlenmiş kurları.

Convertible (Dönüştürülebilir) 5 Peso

Küba’nın Beyazlara Bürünmüş İnsanları

Küba’da gezerken sık sık saçlarındaki tokalardan şemsiyelerin, elbiselerinden topuklu ayakkabılarına kadar bembeyaz kıyafetler giymiş insanlarla karşılaşacaksınız. Bizim gibi kim olduklarını daha önce de duymadıysanız dertleri nedir diye baya bir düşündürtüyorlar insanı. Güneşten korunmak için beyaz giydiklerine kadar farklı teoriler üretseniz de işin aslının bu arkadaşların kökeni Afrika’dan gelen kölelere uzanan Orisha adındaki bir şifacılık ve ata tapıncı temelli dini inanış olduğunu öğreniyorsunuz, Küba’daki ismi ise Santeria. Orisha dinlerindeki varlığın adı aslında ama tam da tanrı gibi bir varlık değil, daha çok bir şeylerin olmasını sağlayan tanrılaştırılmış bir ata gibi düşünülüyor. İspanyol katolik köle sahiplerinden, Fidel’in din karşıtı rejimine kadar baskılanmış olan bu dinin takipçileri, katolikliğin yanında bu dinlerini de bugüne kadar gizlice yaşayarak getirmişler ve sayıları da Küba’da son zamanlarda artmaya başlamış. Dinin kuralları arasında beyaz giyinmenin yanında dışarı çıkarken bir din büyüğüyle beraber olmak da var ama biz genelde tek başına dolaşırken gördük bu arkadaşları. Belki kendileri din büyüğüydü bilmiyoruz tabi 🙂

Nasıl bir dolap çevirdilerse Fidel’in devrimden sonra yaptığı konuşma sırasında bir güvercin omuzuna konuyor ve güvercin bu dinde kutsal bir sembol olduğu için Fidel’in aslında bu dinden olduğu propagandası yapılıyor ama Fidel hiçbir zaman bunu kabul etmemiş ve her zaman her türlü dini baskılamaya çalışmış. Bir de Fidel’in gömüldüğü tarih olan 4 Aralık’ın Orisha dini için kutsal bir gün olması da yine bu arkadaşlar için kendi inançlarını desteklemek için güzel fırsat olmuş. Fidel’in Santeria rahipleri tarafından kutsandığını gördüğünü söyleyenler de olsa da pek olası bir durum gibi görünmüyor tabi.

El Capitolio

1910 yılında başkanlık sarayı olarak yapımına başlanan, 1929’da ise senato olarak kullanılan ve ABD’nin Capitol binası ile aynı görünümde olduğu düşünülse de Paris’teki Pantheon binası ilham alınarak yapılan Capitolio Nacional’i malesef uzun yıllardan beri kubbesindeki onarım iskeleleri olmadan görmek mümkün değil. Kübalıların bir rahatlığını daha görüyoruz Capitol’de, onarıma başlamışlar ve devam etmeyi unutmuş gibi arkadaşlar. Yapımına başlandığında ise durum pek öyle değilmiş ki koskoca binayı 3 sene 2 ay gibi o döneme göre kısa bir süre içinde bitirmişler 62 metrelik boyuyla Havana’nın en yüksek yapısı olan El Capitoli’yu. Bu arada ABD’deki Capitolden en büyük farklarından biri de kubbesinin 1 metre daha uzun olması 🙂

El Capitolio’da bulunan 11 metre uzunluğundaki çalışma ve erdem tanrıçasının heykeli dünyanın 3. büyük iç mekan heykeli.

(Foto: Flickr.com)

1959’da senatonun feshedilmesinden sonra yeni hükümet Plaza de la Revolution (Devrim Meydanı) bölgesinde inşa ettirdiği binayı kullanmaya başlamış ve El Capitolio’nun muazzam binasının kullanımı Küba Bilimler Akademisi ve Milli Kütüphaneye devredilmiş.

Küba’nın sıfırıncı kilometresi olarak kabul edilen El Capitolio’nun tam merkezindeki elmas, Havana’nın diğer şehirlere olan uzaklığının ölçüldüğü sıfır noktası. İstanbuldaki milyon taşı gibi. Elmas tabi replika, aslının 24 karat ve Rus çarı 2. Nikolas’a ait olduğu söyleniyor ama 1946’da çalınmış. Aynı yıl geri getirilen elmasın aynı yerde sergilenmesinin doğru olmadığı düşünülerek replikasıyla değiştirilmiş.

Plaza De Armas

Havana’nın en ünlü caddesi Obispo’nun denize doğru olan tarafının sonunda bulunan Plaza de Armas ismine Latin Amerikayı gezerken hemen hemen her ülke ve şehirde rastlıyorsunuz. Aslında Silahlar Meydanı anlamına gelse de genelde yolların kesiştiği yerler için kullaılıyor bu isim. Silahlar Meydanı denmesinin asıl sebebiyse İspanyol kolonizasyonu sırasında bu bölgelerin atış talim yerleri olarak kullanılması. Tabi burasının Havana’nın en eski meydanı olduğunu söylemeye sanırım gerek yoktur.

Havana’nın Plaza de Armas’ı da aynen böyle bir yer, birçok yerin kesişiminde ve merkezi sayılabilecek bir yerde bulunuyor. Pazar günleri dışında kitapçıların sergi açtıkları bir meydan burası aynı zamanda ve güzel ikinci el kitaplar bulabilirsiniz.

Meydandaki Cespedes parkının ortasındaki heykel Küba’nın özgürlük savaşlarını başlatmış olan kurucu babası Carlos Manuel de Céspede’e ait.

Vali hazretlerinin uykusu bölünmesin diye meydanın batı tarafındaki yol ahşap parke kaplanmış.

Plaza de la Revolucion (Devrim Meydanı)

Havana’nın Vedado bölgesinde bulunan ve 1959’daki devrime kadar Plaza Civica olarak bilinen dünyada bile eşine az rastlanır genişlikteki meydanın çevresini Devrim Sarayı, Ulusal Kütüphane ve ön yüzünde Che’nin 1960’da çekilen bir fotoğrafının model olarak kullanıldığı devasa ikonik yüzü ile “Hasta La Victoria Siempre” (Daima Zafere Kadar) sözünün olduğu İçişleri Bakanlığı binası gibi Küba’nın bürokratik kurumlarının gri binaları çevreliyor. 2009’da Che’ninkine benzer şekilde meydandaki telekomünikasyon binasının ön yüzüne monte edilmiş olan Bin Ladin’e benzeyen portre ise Che’nin silah arkadaşı Cienfuegos’a ait altında ise “Vas Bien, Fidel” (İyi gidiyorsun Fidel) yazıyor.

Burada fotoğraf çektirmeden Küba’dan çıkartmıyorlar 🙂

Meydanda olmasından dolayı devrimle alakalı gibi düşünülse de aslında devrimden önce yapılmış bu anıtın üstüne çıkıp Havana’nın muhteşem manzarasını da seyredebiliyorsunuz öncelikle aklınızda olsun. Büyük politik gösterilerin, 1 Mayıs işçi bayramlarının coşkuyla kutlandığı hatta Papa 2. Jean Paul’ün bile 1998 yılında yarım milyondan fazla kişiyi topladığı Devrim Meydanı’nın kuzeyindeki 109 metrelik 5 köşeli yıldız formunda ve granitten yapılma anıt ise ülkenin milli kahramanı Jose Marti adına yapılmış. Jose Marti ülkenin medarı ifthiharlarından bağımsızlıkçı bir fikir insanı, aynı zamanda şair, filozof, ressam ve tabi şavaşçı. 42 yaşında İspanyollara karşı savaşırken atının üzerinde ölmüş, mezarı ise Castro ile beraber Santiago de Cuba’da bulunuyor. Bizim dilencinin bize öğrettiği meşhur Guantanamera şarkısı da Jose Marti’ye ait bu arada.

El Malecón

Havana’ya gelen turistler ve yerli halk için en popüler yerlerden biri olan El Malecón ya da kısaca Malecón İspanyolcada dalgakıran anlamına geliyor ve aslında 1900’lerde şehri gelgitlerden ve dev dalgalardan korumak için inşa edilmiş bir sahil şeridi. Eski Havana bölgesinden başlayarak yaklaşık 8 km devam eden Malecón özellikle akşam üstleri ve akşamları Habaneros’ların yani Havanalıların oturup dinlendikleri ve gitar eşliğinde romların dibini buldukları bir yer olduğu için yerli halk tarafından dünyanın en büyük kanepesi olarak da adlandırılıyor. 1991 yılında Küba Kültür Konseyi tarafından milli anıt olarak kabul edilen bölge o günden beri koruma altında. Neyi koruyorlar pek anlaşılmıyor ama olsun.

Malecón’un bir güzelliği de her akşam saat dokuzda La fortaleza de Cabaña’dan atılan ve Malecón’un hemen her yerinden duyulabilen top sesleri. Asırlar önce şehrin kapılarının kapanmasını duyurmak için başlatılmış olan bu gelenek şu an hala nostalji olarak devam ettiriliyor.

Buena Vista Social Night Club

Efsane solsitleri İbrahim Ferrer artık gurupta olmasa da, müzikleriyle Küba’ya taşınma hatta insana 80’lerin Kübasına zaman yolculuğu yapma isteği uyandıran ve Havana’yı dünyaya müzikleri ile tanıtmış Grammy ödüllü Bueno Vista Social Club’ı, Küba’ya kadar gitmişken fena olmayan bir yemek ama harika martiniler eşliğinde dinlemeden asla gelmeyin. Fiyatı biraz tuzlu olsa da dünyaca ünlü bir gurubun müzikleriyle muhteşem bir gece geçirmek için çok da sayılmaz. Sitelerinde yemek dahil fiyat 69 Euro ama otelimiz bizim rezervasyonu 50 Euro’ya yapınca düşük sezonda gittiğimize bir kez daha sevindik tabi. Tabi ekstra martinilerle 50 Euro’yla kalkmak pek mümkün değil açıkçası… Yer bulamama ihtimalinden dolayı rezervasyonu otele bırakmak biraz riskli ama yüksek sezonda gitmediyseniz muhtemelen yer sorunu olmayacaktır.

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.